Burdasınız : Anasayfa > P > Portre Nedir


Sponsorlu Baglantilar


Ekleyen : admin Okunma : 1858
Ekl.: 17-03-2014 Gün.: 18-04-2014

Bu Yazıda Neler Var

  • Portre Anlamı Tanımı
  • Portre Nedir
  • Fiziki Portre Nedir
  • Ruhi Portre Nedir
  • Portre Örnekleri
  • Atatürk Portresi
  • Namık Kemal Portresi
  • Otoportre Nedir
  • Portre Fotoğrafçılığı
  • Edebiyatta Portre
  • Kaynaklar
  • İlgili Yazılar

    01 | Betimleme
    02 | Otobiyografi
    03 | Portre
    04 | Ruhi Portre
    05 | Fiziki Portre
    06 | Kendini Betimleme
    07 | Tasvir
    08 | Betimleme Paragrafı
    09 | Moral Portre
    10 | Otoportre

    En Son Eklenenler

    08 | Yakıt Yakıt

    Portre Anlamı Tanımı

    1. Bir kimsenin yağlıboya, fotoğraf vb. bir yolla yapılmış betimi. Betimleme
    2. Bir kimsenin, bir şeyin sözlü ya da yazılı betimi.
    3. Bir kimseyi karakteristik özellikleriyle okuyucuya tanıtmak amacıyla yazılan edebî yazılara portre denir.

    Portre Nedir

    Portre, resim, fotoğraf, heykel ve benzeri sanat türlerinde bir kişinin yüzünün ve yüz ifadesinin betimlenmesi ile oluşturulan eserdir. Bu eserlerin amacı, kişinin görünüşünü, kişiliğini ve ruh hâlini yansıtmaktır. Bu sebeple fotoğrafçılıkta portreler enstantane olarak değil, belirli bir kompozisyon dahilinde kişinin poz vermesiyle çekilir. Portrelerde genelde, betimlenen kişi ressama ya da fotoğrafçıya doğru bakar ve bu sayede kişinin izleyiciye en başarılı şekilde aktarılması sağlanır.

    Krallar ve imparatorlar gibi önemli kişilere ait olmayan en eski portrelerden bazıları, Feyyum mumya portreleridir. Mısır'ın Feyyum bölgesindeki mezarlarda, mumyaların konulduğu tabutlara çizilen bu portreler, kuru iklim koşulları sayesinde bugüne ulaşmıştır. Bunlar, çeşitli freskler haricinde, bugüne ulaşmış olan tek Roma dönemi portre türüdür.

    Roma heykel sanatı dahilinde portreler, özellikle övücü olmayan gerçekçi betimlemeler yapılmaktaydı. 4. yüzyıl civarında, kişilerin görünüşleri, idealize edilmiş biçimlerde betimlenmeye başladı. Avrupa'da gerçekçi portre anlayışına dönüş, Orta Çağ'ın sonlarında, Burgonya ve Fransa'da gerçekleşti.

    Antik uygarlıklar arasında portreler üreten birkaç kültürden biri de Peru'daki Moche uygarlığıydı. Bu eserlerde kişilerin anatomik özellikleri ayrıntılı biçimde ve kesin doğrulukta betimlenirdi. Portreleri yapılan kişiler yönetici seçkin zümre, rahipler, savaşçılar ve ünlü sanatçılardı.[1] Bu kişiler, hayatlarının çeşitli evrelerinde betimlenirdi. Tanrıların portreleri de yapılırdı. Bu eserlerde başlıklar, saç stilleri, takılar ve yüz makyajları gibi detaylara önem verilirdi.

    Batı uygarlığına ait en bilinen portrelerden biri, Leonardo da Vinci'nin kimliği belirsiz bir kadının portresi olan Mona Lisa eseridir. Bilinen en eski portre ise, 2006'da Fransa'daki Angoulême yakınlarında yer alan Vilhonneur mağarasında keşfedilen ve 27.000 yıllık olduğu tahminlenen duvar resmidir.[2]

    Fiziki Portre Nedir

    Kişinin sadece dış görünüşünün (boyunun, yüzünün, giyinişinin, hareketlerinin...) anlatıldığı portreye fiziki portre denir. Çoğu zaman fiziki portre ile ruhî portre iç içe verilir. Fiziki portre; kişiyi diğer insanlardan ayıran dış özellikleri iyi bir gözlemle belirlendikten sonra, uygun sıfatlar kullanılarak özgün bir şekilde yazılır.

    Ruhi Portre Nedir

    Kişinin iç dünyasının, alışkanlıklarının, duygularının, fikirlerinin, zayıf taraflarının... anlatıldığı portreye ruhi portre (tinsel, moral portre) denir. İç dünyanın anlatıldığı ruhi portrede ise; kişinin ahlakı, alışkanlıkları, düşünceleri ilginç bir üslûpla yazılır. Portreye konu kolan kişiye ait, düşünceleri ve anlayışları daha etkili olarak ortaya koymak için onun sözlerine de yer verilebilir.

    Romanda olay kahramanları değişik bölümlerde (yeri geldikçe) gerek dış görünüşleriyle gerekse karakter özellikleriyle okuyucuya tanıtılır. Okuyucunun roman kahramanlarını hayalinde canlandırması sağlanır. Bu yönüyle portre bölümlerine, romanlarda daha çok rastlanabileceği gibi bağımsız bir edebi tür olarak yazılmış portreler de vardır.

    Portre Örnekleri

    Atatürk Portresi

    Atatürk her şart içinde kendisini empoze edenlerdendi. bakışında, jestlerinde, ellerinin hareketinde, kımıldanışlarında ve yüzünün çizgilerinde bütün bir dinamizm vardı. Bu dinamizm etrafını bir çeşit sessiz sarsıntı ile dolduruyordu. öyle ki birkaç dakikalık bir konuşmadan sonra bu mütevazi ve rahat adamın, bu öğreticinin anında bir uçtan öbür uca geçebileceğini, mesela en rahat ve kahkahalı bir sohbeti keserek en çetin bir kararı verebileceğini ve daha gücü bu kararı verdikten sonra yine aynı noktaya döneceğini düşünebilirsiniz. en iyisi istim üzerinde bir harp gemisi gibi çevik, harekete hazır bir dinamizm diyelim.
    Ahmet Hamdi Tanpınar - Beş Şehir’den

    Namık Kemal Portresi

    Namık Kemâl, gayet büyük yuvarlak başlı, pek yüksek alınlı, pembe çehreli, hiddetlendikçe çatılır az eğri kaşlı, koyu elâ gözlü, irice burunlu, fevkalâde güzel ağızlı, kırk yaşından sonra siyah denecek kadar koyulaşmış uzunca, kumral sa­kallı, kısaya mail orta boylu, şişmanca, omuzları geniş, elleri ayakları küçük bir insandı.
    Burnunun sağ tarafında attan düştüğü zaman hasıl olan yaradan kalma bir çiz­gi vardı. Pek nâdir hiddetlenir fakat şiddeti uzun sürerdi. Simasındaki ilahi cazi­beyi tasvirden âcizim. O ulvî simada pek çok mânâlar dolaşırdı.
    Hele gözleri, mükemmel bir insan fıtratının en güzel ma'kesiydi. Şimdi şim­şekler fırlatır, şimdi tebessümlerle dolar, derken hazin hazin ruha işler. Her daki­ka, her saniye ulvî, ümitli, emin, mahzun düşünceli, hakim, ilâhi mânâlar arz eden cevval bir nur...
    Onu her gören meftun, bütün vicdaniyle hürmetkâr olurdu. Kendisini tanıyan­lardan bu hakikati itiraf etmeyen tek kimse yoktu.
    Bu fevkalâdeliğiyle beraber gayet sade idi. Süs, lüks denilebilecek hiçbir hâli­ni bilmiyorum. Pek sade giyinir, saatine altın kordon takmayacak kadar ziynet eş­yasından nefret eder, kolonyadan başka koku sürünmezdi.
    Asla işlemeli gömlekler, mendiller kullanmaz, altın başlı bastonları eline al­maz hele paradan iyice tiksinirdi.
    (Ali Ekrem Bolayır, Namık Kemâl)

    Otoportre Nedir

    Otoportre, bir sanatçının kendi portresini yaratmasıdır. Orta Çağ'da yaygınlaşan bu türün bilinen ilk örneklerinden biri, Mısır firavunu Akhenaton'un heykeltraşı olan Bak'ın, milattan önce 1365 civarında kendisinin ve karısının heykelini yapmasıdır. Ancak otoportrelerin tarihi muhtemelen mağara resimlerine kadar uzanır. Çeşitli yayınlarda, bugün artık mevcut olmayan bu tür duvar resimlerine ait bilgiler mevcuttur.

    Portre Fotoğrafçılığı

    Portre fotoğrafçılığı tüm dünyada popüler bir endüstri olmuştur. Mezuniyet, evlilik gibi özel günler için çekilen portre fotoğrafları ya da tüm aileyi bir arada gösteren çeşitli fotoğraflar yaygındır.

    Portreler, fotoğrafçılığın başlangıcından itibaren üretilmeye başladı. 19. yüzyıl ortalarında revaçta olan dagerreyotipi, ucuz bir portre üretme yöntemi olduğu için yaygınlaşmıştı. Bu talebin karşılanması için şehirlerde stüdyolar açılmaya başladı. Bu portreler, 30 saniyelik pozlama gibi dönemin teknik olanaklarını ve ressamvari estetik anlayışını yansıtıyordu. Kişiler genelde boş fonların önünde oturtuluyor, tepedeki bir pencere ya da aynalar yoluyla elde edilen ışıkla ışıklandırılıyordu.

    Fotoğrafçılık tekniklerinin gelişmesiyle, fotoğrafçılar stüdyolarında çıkıp savaş alanlarında, okyanus yolculuklarında ve vahşi doğada insanları fotoğraflamaya başladı. William Shew'in Daguerreotype Saloon, Roger Fenton'ın Photographic Van ve Mathew Brady'nin What-is-it? serileri, stüdyo dışında çekilen portrelerin standartlarını belirledi.

    Edebiyatta Portre

    Edebiyatta portre terimi, bir kişinin ya da nesnenin yazılı betimlemesi ya da analizi için kullanılır. Yazılı bir portre oldukça ayrıntılıdır ve yüzeyde görünenlerden fazlasını içerir. Örneğin Patricia Cornwell, Portrait of a Killer isimli kitabında, Karındeşen Jack'i kişiliğine, geçmişine ve muhtemel cinayet sebeplerine, cinayetlerine dair gazete haberlerine ve polis soruşturmalarına yer vermişti.

    Ayrıca bakınız
     Karikatür
     Portre resmi
     Otoportre

    Kaynaklar

     1.^ Donnan, Christopher B. Moche Portraits from Ancient Peru University of Texas Press, 2004. ISBN 0-292-71622-2.
     2.^ "Cave face 'the oldest portrait on record'". The Times (5 Haziran 2006). 4 Ocak 2008 tarihinde erişilmiştir.

    Soru : Portre nedir otobiyografiden farkı?




    En Cok Okunan Yazilar

    02 | Düzlem Düzlem
    07 | Destan Destan
    08 | Paragraf Paragraf
    
    ..:: Online Uyeler ::..
    
    Bi soru sor